Condition Clause – Koşul Cümleleri (Türkçe, Anlaşılabilir ve Detaylı Anlatım)

grammer

if, but for, as long as, if only, so long as, assuming, provided, providing, supposing, in case, unless, given ve wish ile kurulan koşul cümlelerinin detaylı anlatımı aşağıdadır.

CONDITION CLAUSE

  1. IF

1.1. First conditional

Şu an ya da geleceğe ait gerçekleşmesi mümkün olasılık anlatır.

KULLANIMI
If + Simple present, Future/Present tense

ÇEVİRİSİ
-EcEk
(Eğer) … -I/Er ise, …
-I/Er

– If nothing is done about high rate of population growth, world population will have doubled by the year 2000.
Eğer hızlı nüfus artışı oranı konusunda birşeyler yapılmazsa dünya nüfusu 2000 yılına gelindiğinde iki katına
çıkmış olacak.

DEVRİK YAPI

– Should you see her, give her the message.
Onu görecek olursan mesajı ilet.

1.2. Second Conditional

Şu an ya da geleceğe ait gerçekleşmesi pek mümkün olmayan olasılık anlatır.

KULLANIMI
would (be able to)
If + Simple past, could
might

ÇEVİRİSİ
(Eğer) … -sE(ydI), … -I/ErdI

– If you were a man, I’d slap you here and now.
Erkek olsaydın seni şimdi şurada seni tokatlardım.

DEVRİK YAPI

– Were you a man, I’d slap you here and now.

1.3. Third Conditional

Geçmişe ait ve gerçekleşmesi artık mümkün olmayan olasılık anlatır.

KULLANIMI
could
A. If + Past Perfect, would + have + V3 [1]
might

could
B. If + Past Perfect, would + V1 + (now) [2]
might

would                        would
C. If +                + have + V3, could + have + V3 [3]
could                         might
ÇEVİRİSİ
A.

-sEydi
(Eğer) , … -I/ErdI
-mIş olsaydı

 

– If he had known the result he wouldn’t have been so happy. [1]
Sonucu bilmiş olsaydı o kadar mutlu olmazdı.

B.

-sEydi
(Eğer) , (şimdi) … -I/ErdI
-mIş olsaydı

 

– If you had been more careful, you’d be earning more. [2]
Daha dikkatli olmuş olsaydın (şimdi) fazla kazanıyor olurdun.

C.

-sEydi
(Eğer) , … -EbIlIrdI
-mIş olsaydı

 

– I could have helped him if I could have swum. [3]
Yüzebilseydim ona yardım edebilirdim.

DEVRİK YAPI

Had he been more careful, he could have won.

1.4. If + should

Az bir gerçekleşme olasılığı gösterir.

– If you should see him, let me know.
Onu görecek olursan haberim olsun.

1.5. If + happen to

“If + should” yapısı ile aynı anlamdadır.

1.6. If + were to

“Were to” yapısı gelecekte gerçekleşme olasılığı az bir olayı anlatmada kullanılabilir.

– What would you do if a war were to break out ?
Savaş çıkacak olsa ne yapardın ?

“Were to” yapısı zorlayıcı bir öneri ifade edebilir.

– If you were to move your chair a bit, we could all sit down comfortably.
Sandalyeni biraz oynatırsan hepimiz rahatça oturabiliriz.

1.7. If it weren’t for

Bu yapı olayın bir başka olayı değiştirdiğini/etkilediğini göstermede kullanılır.

– If it weren’t for his wife’s money, he’d never be a boss.
Karısının parası olmasa asla patron olamaz.

1.8. If it hadn’t been for

“If it weren’t for” yapısının geçmiş zaman halidir.

– If it hadn’t been for your help, she could have gone to prison.
Senin yardımın olmasa hapishaneye düşebilirdi.

1.9. But for

“If it hadn’t been for” yapısı ile aynı anlamı taşır.

– But for you, I could have given up long ago.
Sen olmasan uzun süre önce vazgeçmiş olurdum.

1.10. If only (= I wish …)

  1. A) If only + Past tense

– If only I had more money, I could buy a drink.
(Keşke) daha fazla param olsaydı, içecek birşey alırdım.

– If only you hadn’t told Jackie the truth, everything would have been all right.
(Keşke) Jackie’ye gerçeği anlatmamış olsaydın, herşey yolunda olurdu.

  1. B) If only + would/could

Bu yapı istek/amaç belirtir.

– If only she wouldn’t speak all the time, she’d make a perfect guest.
(Bir de) sürekli konuşması olmasa kusursuz bir konuk olurdu.

– If only he wouldn’t snore !
Bir de horlamasa !

  1. AS LONG AS, SO LONG AS

KULLANIMI
as long as, so long as + cümle

ÇEVİRİSİ
– DIğI sürece/takdirde

 

– She can come in as long as she promises to keep silent.
Sessiz durmaya söz verdiği takdirde içeri girebilir.

  1. ASSUMING, PROVIDED, PROVIDING, SUPPOSING

KULLANIMI
assuming/provided/providing/supposing + (that) + cümle

ÇEVİRİSİ
Assuming/supposing -DIğInI varsayarsak/varsayınca
Provided/providing -mEsI koşulu ile/-DIğI takdirde

 

– Assuming that the journey will take a full day, we may except him any minute.
Yolculuğun bir tam gün süreceğini varsayarsak onu her an için bekleyebiliriz / her an gelebilir.

– You can borrow the car provided that you promise to drive carefully.
Dikkatli sürmeye söz verdiğin takdirde arabayı ödünç alabilirsin.

  1. IN CASE

KULLANIMI
in case + cümle

ÇEVİRİSİ
– sE diye

– Buy another bottle of vodka in case more people come.
Fazla insan gelirse diye bir şişe votka daha al.

Bu yapı “in case of + isim/-ing” ( … “durumunda”) şeklinde de kullanılabilir.

– In case of a fire, use the side doors.
– In case of meeting him, do not offer to shake hands.

“Just in case” kullanımı ise “ne olur ne olmaz” anlamını yansıtır.

– “Why do you always carry that umbrella ?”
– “Just in case.”

  1. IN THE EVENT THAT, JUST SO (THAT), ON CONDITION (THAT)

KULLANIMI
in the event that
just so (that) + cümle
on condition (that)

ÇEVİRİSİ
-mEsI durumunda/-DIğI takdirde

– In the event that the police ask you your address, you are not legally bound to give it.
Polis adresinizi soracak olursa/Polisin adresinizi sorması durumunda yasal açıdan söylemek zorunda değilsiniz.

  1. UNLESS

KULLANIMI
unless + cümle

ÇEVİRİSİ
-mEz ise/-mEmEsI durumunda

– I’ll quit unless I’m given a pay rise.
Maaşım artırılmazsa ayrılacağım.

  1. GIVEN

KULLANIMI
given (that) + cümle

ÇEVİRİSİ
olsa, -mEsI durumunda

– Given that x = y, then n(x+a) = n(y+a) must also be true.
x = y ise bu durumda n(x+a) = n(y+a)’nın da doğru olması gerekir.

Given yapısı “rağmen” anlamını taşıyan cümle olarak da kullanılabilir.

  1. WISH

Dilek belirten bir yapı olarak “I wish / He wishes / .. ” çeşitli zamanlarla birlikte kullanılabilir. Bu zamanın seçimi elbette cümlenin oluşturulduğu duruma bağlıdır.

                    Durum                                  Wish

(Simple Present)
I’m not rich.                           I wish I was/were rich.
I don’t earn a lot.                   I wish I earned a lot.
She talks a lot.                       I wish she didn’t talk a lot.
(Present Continuous)
It’s raining.                             I wish it wasn’t/weren’t rainining.
She is studying.                      I wish she wasn’t/weren’t studying.
(Simple Past)
She didn’t come.                    I wish she had come.
(Present Perfect)
He has lost it.                         He wishes he hadn’t lost it.
(“Will”)
You will always complain.      I wish you wouldn’t complain.
He will sing all the time.          I wish he wouldn’t sing.
Bu yapılar Türkçe’ye “keşke” olarak aktarılabilir.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *